Adım Adım Hamilelik

Adım Adım Hamilelik

Bebek Sahibi Olmak İsteyenlere Öneriler

Bebek Sahibi Olmak İsteyenlere ÖnerilerBebek Sahibi Olmak

Bebek sahibi olmak birçok çiftin en büyük hayallerinden biri. Hayattaki en zor ancak en heyecanlı kararlardan biri olan bebek sahibi olabilmek için yaşam biçiminizden, beslenme alışkanlıklarınıza kadar birçok şeye dikkat etmeniz gerekebilir. İşte sağlıklı bir hamilelik süreci geçirebilmek ve bebek sahibi olabilmek için öneriler

Bebek Sahibi Olmak için Öneriler

1 . Doktor Kontrolü 

Bebek sahibi olmaya karar verdiğiniz an ilk olarak mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına görünerek jinekolojik kontrollerinizi yaptırmalısınız. Yaptırdığınız kontroller sayesinde vücudunuzda doğurganlığı azaltan herhangi bir sağlık sorunu olup olmadığını öğrenebilir ve erken tanı sayesinde gerekli önlemleri alabilirsiniz.

2 . Beslenme Alışkanlıkları 

Gebelik düşünen kadınların beslenme programlarında ciddi değişiklikler yapmaları gerekir. Örneğin beslenme programınızdan beyaz ekmek, pirinç gibi işlenmiş gıdaları çıkarmalı, kepek, yulaf, tam tahıllı ürünler gibi kompleks karbonhidrat kaynaklarını tercih etmelisiniz. İşlenmiş gıdalarla birlikte alınan basit karbonhidratlar vücudunuzdaki testosteronun dolaşımını artırır ve bu da yumurtlama fonksiyonlarınızın olumsuz etkilenmesine yol açabilir.

Bunun dışında fast food ürünleri, cips, hazır kek ve kurabiyeler gibi besinlerde bulunan trans yağ tüketimini durdurarak zeytinyağı, badem yağı gibi sağlıklı yağlar tercih etmelisiniz. Protein kaynaklarını ise et yerine daha çok balık, yumurta, fındık, fasulye gibi besinlerden ve bitkisel ürünlerden almalısınız.

3 . Cinsel İlişki 

Gebelik şansını artırmak için fertil dönem yani ovülasyonun (yumurtlama) olduğu günlerde , 1-2 günde bir cinsel ilişkiye girilmesi önerilir. Bu dönemde cinsel ilişkiye girmek bebek sahibi olma şansınızı artıracaktır.

4 . Kilo Kontrolü

Çok kilolu olmak ya da çok zayıf olmak gebe kalma olasılığını olumsuz etkileyebilir. Hamile kalmaya karar vermeden önce sağlıklı bir diyet ile ideal kilonuza gelerek hamilelik şansınızı artırabilirsiniz.

5 . Sigara ve Alkol Tüketimi 

Sigara ve alkol tüketimi gebeliği olumsuz etkileyen alışkanlıklar arasındadır. Sigara ve alkol kadınlarda yumurta, erkeklerde ise sperm sayısında azalmaya sebep olur. Anne olmaya karar verdiğiniz an sigara ve alkol tüketimini tamamen kesmek hem gebe kalmada güçlük yaşamanızı engeller, hem de gebelik sonrası bebeğinizde oluşabilecek olası rahatsızlıkların önüne geçilmesini sağlar.

6 . Stres

Stres de hamile kalma üzerinde olumsuz etkileri bulunan bir faktördür. Hamilelik düşüncesine girdiğiniz andan itibaren stres unsurlarını kendinizden uzaklaştırmalı, yoga ve meditasyon gibi stres giderici aktiviteler ile ilgilenerek bu olumsuz faktörü ortadan kaldırmalısınız.

Adım Adım Hamilelik

Hamilelik ve Stres

Hamilelik tüm kadınlar için heyecan verici ve mucizevi bir süreç. Ancak kimi zaman ruhsal durumda, vücutta ve yaşam tarzında meydana getirdiği değişimler anne adaylarında strese sebep olabilir. Tüm bunlara anne adayının değişen iş ve özel hayat koşulları da eklendiğinde stres faktörü hamilelik üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. 

Hamilelik Döneminde Stres Faktörleri

  • Hamileliğe bağlı oluşan bulantı, kusma, bel ağrıları, ödem, sık sık idrara çıkma
  • Hamileliğe bağlı yaşanan hormonal değişimler sonucu ruh halinde oluşan dalgalanmalar
  • Bebeğin sağlık durumu ile ilgili duyulan korku ve endişeler
  • Doğum ile ilgili duyulan korku ve endişeler
  • Doğum sancıları ile başa çıkılıp çıkılmayacağı düşüncesi
  • Planlanmamış hamilelik
  • İkiz ya da üçüz gebelik
  • Geçmişte bebek kaybı
  • Hamilelik sürecinde ortaya çıkan sağlık problemleri
  • Ekonomik faktörler
  • Sosyal çevreden, iş hayatından uzak kalma
  • Evlilikte yaşanan problemler 

Hamilelik Döneminde Stresin Belirtileri

  • Sürekli evhamlı olma hali
  • Uykusuzluk yaşama
  • Sürekli üzüntü hali
  • Panik ve öfke nöbetleri
  • Sürekli olumsuz düşünceler içerisinde olma
  • Beslenme alışkanlıklarından değişiklik

Hamilelikte Stres Bebeği Nasıl Etkiler?

Hamilelik döneminde anne adayının yaşadığı stres hem kendisinin hem de bebeğinin hayatını ciddi bir şekilde etkileyebilir. Aşırı stres ve kaygı erken doğum ya da düşük gibi kötü sonuçlara sebep olabileceği gibi çocuğun gelişimi üzerinde de olumsuz etki yaratabilir. Stres rahim içerisindeki bebeği etkileyerek kortizol seviyesini yükseltebilir bu da bebeğin ilerideki yaşantısında huysuz, kaygılı ve pasif bir karaktere sahip olmasına yol açabilir. 

Hamilelikte Stres Nasıl Azaltılır? 

Öncelikle hamilelikte yaşadığınız stres kaynaklarının neler olduğunu belirlemek ve bu kaynakların farkında olarak bunları çözmeye yönelik yöntemler geliştirmek yapmanız gereken ilk şey. Stres ile mücadele gebelik döneminde zor gibi görünse de güçlü ve kararlı adımlar ve etkili yöntemler ile üzerinizdeki stres yükünü azaltabilirsiniz. Sık sık gevşeme hareketleri yapmak, gün içinde kendinize vakit ayırmak, hamile yogasına başlamak, nefes egzersizleri yapmak ve kendinize sürekli her şeyin çok güzel olacağını hatırlatmak gebelikte stres faktörünü azaltmanıza yardımcı olacaktır. Bu süreçte eşinizden ve çevrenizden de destek talep ederek, stresin olumsuz etkilerini üzerinizden çok daha rahat bir şekilde atabilirsiniz. 

Adım Adım Hamilelik

Yaklaşan Doğumun Belirtileri

doğumun belirtileri

Anne adayları için hamilelik dönemi yeni ve keşfedilmesi eğlenceli bir dönemdir. Bu dönemde özellikle doğum ne zaman başlayacak, doğumun ilk belirtileri neler, doğum esnasında neler olacak gibi sorular anne adaylarının merak ettiği konular arasında yer alır. Doğum belirtileri hemen hemen tüm annelerde benzer özelliktedir. Belirtiler genellikle hamileliğin 36-37 haftalarında hissedilir. 

Doğum Belirtileri Nelerdir? 

1 . Bebeğin Aşağı İnmesi 

Hamileliğin son haftalarında bebek diyafram kasını yukarı iterek göğüs boşluğunu azalttığı için anne adayı nefes almakta zorluk çekmeye başlar.  Doğum yaklaştıkça bebeğin kafası doğum kanalına doğru iner ve diyafram üzerinde oluşan baskı azalır. Bu da anne adayının daha rahat nefes alıp vermesine, hafiflik hissi duymasına yol açar. Ancak bebeğin başının aşağıya inmesi göğüs boşluğunda rahatlık yaratmasının yanında mesane üzerindeki baskıyı artırır. Bu da anne adayının sık sık idrara çıkma isteği duymasına sebep olur. 

2 . Nişan Gelmesi 

Rahim ağzının içi enfeksiyonların bulaşmasını engelleyen sümüğümsü bir yapı ile doludur. Bu salgılar bebeği dış etkenlere karşı korur. Yaklaşan doğum ile birlikte rahim ağzının genişlemesi bu yağının düşmesine sebep olur. Nişan gelmesi olarak adlandırılan bu olay doğum belirtilerinden biridir. 

3 . Suyun gelmesi

Doğumun yaklaşması ile birlikte hemen hemen her kadında amniyon kesesi aniden yırtılarak amnion sıvısı dışarıya boşalır. Halk arasında suyun gelmesi olarak tanımlanan bu sıvı genellikle 36. haftadan sonra meydana gelir. Suyunuzun geldiğini fark ettiğiniz an vakit kaybetmeden doktorunuzu aramalı , herhangi bir enfeksiyon riskine karşın vajina içerisine tampon gibi maddeler yerleştirmemeli ve cinsel ilişkiden kaçınmalısınız. 

4 . Sancı ve Kramplar 

En belirgin doğum belirtilerinden biri olan sancı ve kramplar genellikle doğumun çok yakın olduğuna işaret eder. 35. haftadan itibaren başlayan sancılar günde yaklaşık 10 kere olabilir. 5-10 saniye ile 60 saniye arası değişebilen kasılmalar karın bölgesinde hissedilir. Eğer sancılar 5 dakikada bir ya da 10 dakikada 3 kez olacak şekilde tekrarlanmaya başladıysa bu durum doğuma çok az bir süre kalmış olduğunu belirtir. 

Tüm bunların dışında hafif kilo kaybı, vajinal akıntıda artış, bel ve sırtta gelip giden ağrılar, pelvik ve rektal (makat) alanda dolgunluk hissi de yaklaşan doğumun belirtileri arasında yer alır. 

Adım Adım Hamilelik

Hamilelikle Ultrason Zararlı mıdır?

Hamilelikte Ultrason

Anne karnındaki bebeğin hareketlerini izlemek ve takip etmek her ne kadar eğlenceli olsa da kimi zaman hamilelikte ultrason anne babaların kafasında bazı soru işaretleri bırakabilir. Günümüzde ultrasonun gelişim aşamasında olan bebek üzerinde herhangi bir zararlı etkisi olup olmadığı birçok araştırmaya konu olmuştur. 

Ultrason Bebeğe Zarar Verir Mi?

Ultrason ses dalgalarının kullanımı ile elde edilen bir görüntüleme tekniğidir. Hamilelik boyunca anne karnındaki bebeğin gelişimini kontrol edebilmek için kullanılır. Ultrason sayesinde bebeğin kaç haftalık olduğu, cinsiyeti, büyüklüğü ya da organlarında herhangi bir problem olup olmadığı incelenir. Ultrason sayesinde ayrıca plasentanın durumu, bebeğin hareket ve kalp atışları, solunumu hakkında bilgi sahibi olunabilir. 

Ultrasonun bebek sağlığı açısından endişe konusu olmasına sebep olan şeylerden ilki ısı etkisidir. Kullanılan ses dalgaları yani mekanik enerji ultrason esnasında ısı enerjisine dönüşür. Ancak bu ısı enerjisi belirli bir dozda olduğu için  fetus üzerinde olumsuz etki yaratabilecek düzeyde değildir. Ultrason esnasında oluşan sıcaklık insanlarda güvenli bir seviyededir. 

Ultrasonu tartışma konusu yapan konulardan bir diğeri de kavitasyondur. Kavitasyon doku içinde geçici ya da kalıcı baloncukların oluşması ile tanımlanır. Bu baloncuklar dokularda kanamaya, doku kaybına ya da doku harabiyetine yol açabilir. Ancak yapılan araştırmalar sonucu ultrasonun kavitasyona neden olabildiğini gösteren herhangi bir veri yoktur. Bu yüzden kavitasyon açısından da ultrason güvenli kabul edilmektedir. 

Ultrason ile ilgili korkulan son konu ise radyasyondur. Ultrason ses dalgalarının kullanımı ile uygulanan bir yöntem olduğu için hiçbir şekilde radyasyon içermez. Bu da anne ve bebek için güvenilir bir yöntem olabileceğinin göstergesidir. 

Hamilelikte Ultrason Ne Sıklıkla Yapılmalıdır? 

Birçok kadın hamileliği sırasında doktor kontrolünde 3 -4 kez olacak şekilde ultrasona girer. İlk ultrason hamileliğin ilk 10 haftası içerisinde genelde 7 ve 9. haftalarda yapılır. İkinci ultrason ise 18-22 hafta aralığında uygulanır. Bu ultrasonda detaylı bir fetal anomali taraması yapılır. Hamilelikte yapılan ultrasonlardan bir diğeri de 33-34. hafta aralığındadır. Bu ultrasonda bebeğin gelişimi değerlendirilir, sağlık durumu hakkında bilgi edinilir. Önerilen son ultrason ise bebeğin ense pilisi kalınlığının ölçülebilmesi için 11-14. haftalarda yapılmaktadır. 

Adım Adım Hamilelik

Hamilelikte Migren Sebepleri ve Tedavisi

hamileyken-migren-sebepleri

Hamilelik dönemi dünyanın en özel anları olduğu kadar birçok rahatsızlığın da arttığı süreçtir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında baş ağrısı şikâyeti fazlalaşır. Anne adayının vücudu hamilelik serüvenine kendini hazırlamaya başlarken migren ataklarının en fazla olduğu bu dönemdir. Sizler de hamilelik zamanınızda migreninizin daha çok arttığını hissetmiş olabilirsiniz. Hamilelikte migren ağrısı çok doğaldır. İlk aylarda artan sonraki aylarda azalan migrene bağlı baş ağrısı uzman hekimlerin çeşitli önerileriyle giderilmeye çalışılır. Hamilelikte migren sebepleri ve tedavisi için makalemizi detaylı şekilde incelemenizi tavsiye ederiz.

Gebelikte Migren Atakları

Gebelik döneminde fiziki olarak vücut bazı reaksiyonları göstermeye başlar. Mide bulantısı, baş dönmesi ve uyku hali gibi rahatsızlıklar çok yaygındır. Anne adayının daha önceden bilinen migren rahatsızlığı da bu dönemde artmaya başlar. İlk aylarda migren ağrısı diğer zamanlara göre daha çoktur. Migren ağrıları hamileliğin son aylarında %60-%70 azaldığı uzmanlar tarafından paylaşılmıştır. Bu oran bazı durumlarda tam tersi olarak seyredebilir. Sizlerde neredeyse her gün migren ağrısı ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Hamilelikten önce kullanılan ağır ağrı kesicileri kullanamayacağından dolayı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanından bu konu ile ilgili bilgi alabilirsiniz.

Hamilelikte Migren Tedavisi Nasıl Olur?

Hamilelik dönemi bir kadın için adeta paha biçilemez. Çünkü sağlıkla giden dokuz ayın sonunda dünyaya gelen meleğin büyümesini görmek ve onunla ilgilenmek siz değerli annelerin en büyük isteğidir. Hamilelikte yaşanan migren baş ağrıları için ilk aşama parasetamol içerikli ağrı kesiciler kullanmaktır. Bu konuda duyarlı olup, hekiminize danışmadan ilaç içmemeniz gerekir.

Migrende Tedavi Aşamaları

Migren hastalığı ışığa, gürültüye ve kabalık ortamlara daha çok duyarlı olduğu için migren ataklarınızın arttığı anlarda daha sakin ve karanlık bir ortama geçerek kendinizi dinlendirebilirsiniz. Bu davranış ağrınızı %45 azaltacaktır. Parasetemol içerikli ilaçlar bazı migren ağrılarına etkili olmaz. Bu durumda ise migren ağrısı için hazırlanmış ergotamin içerikli ilaçlar bu ağrıların önemli ölçüde azalmasına neden olmaktadır. Gebelikte migren ağrınızı geçirmek sandığınız kadar kolay olmayabilir. Bunun için sürekli tedavi görmeniz gerektiğinden, hekiminize danışarak propranolol veya nifedipin gibi ilaçları da kullanabilirsiniz.

Adım Adım Hamilelik

Sezaryen Doğumun Avantajları ve Dezavantajları

Sezaryen Doğumun Avantajları ve DezavantajlarıSezaryen Doğumun Avantajları ve Dezavantajları

Anne karnından bebeğin ameliyat yöntemi ile alınması olarak bilinen sezaryen hem anne hem de bebek için birçok fayda içerdiği gibi kimi durumlarda dezavantajlar da oluşturabilir. Doğumun risksiz bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan sezaryen doğum, doğum sırasında meydana gelebilecek tehlikeleri neredeyse tamamen ortadan kaldıran bir yöntemdir. Ancak normal doğumun tam tersine özellikle doğum sonrasında anneye bazı rahatsızlıklar yaşatarak bazı riskler taşıyabilir. 

Sezaryen Doğumun Avantajları 

Normal doğumun mümkün olmadığı hallerde ya da anne adayının isteğine bağlı olarak, bebeği bazı risklerden korumak amacı ile sezaryen doğum tercih edilebilir. Sezaryen karından yapılan bir ameliyat türü olduğu için bebek karın boşluğundan rahmin açılması ile doğurtulur. Sezaryen doğumun en önemli faydalarından biri doğum sırasında meydana gelebilecek tüm risklerin minimuma indirilmesidir. Ayrıca bebek oksijensiz kalmadan kısa süre içerisinde rahimden alınır. Doğum esnasında anneye narkoz verildiği için normal doğumda yaşanan ağrı, acı ve krampların hiçbiri sezaryen doğumda yaşanmaz. Bu açılardan daha rahat ve daha avantajlı bir doğum yöntemidir. 

Sezaryen Doğumun Dezavantajları 

Sezaryen doğum avantajlı olduğu gibi bazı dezavantajları da bulunan bir ameliyattır. Karından yapılan bir ameliyat olduğu için genel ya da spinal anestezi gerektirir. Kimi durumlarda bu anestezi az ya da çok kanama gibi komplikasyonlara sebep olabilir. Ayrıca yine nadir de olsa enfeksiyon, kanama ve pelvik organ yaralanmaları da sezaryen doğum sırasında meydana gelebilir.

Sezaryen doğumun dezavantajlarından bir diğeri ise doğum sonrası iyileşme sürecinin daha uzun olmasıdır. Annenin günlük rutinine geri dönmesi normal doğuma göre daha uzun sürer. Bu da bazı durumlarda anne ve bebek etkileşiminin daha geç başlamasına sebep olabilir, meme emme başarısını azaltabilir. 

Sezaryenden sonra annenin bacak damarlarında pıhtı oluşabileceği gibi akciğerlerde pıhtı atma riski meydana gelebilir. Bu durum normal doğumda da görülen bir durumdur ancak risk sezaryen doğumda daha yüksektir. Her ne kadar normal doğum esnasında annenin acı ve sancıları çok fazla olsa da doğumun bitmesi ile bunlar sona erer. Ancak sezaryen sonrası yaşanan ağrılar normal doğuma göre çok daha fazla ve uzun sürelidir. 

Adım Adım Hamilelik

Hamilelikte Kaşıntı Sebepleri ve Tedavisi

hamilelikte-kasinti-sebepleri

Bu yazımızda sizlere hamilelikte kaşıntı sebepleri ve tedavisi hakkında bilgi vereceğiz. Gebelik boyunca vücut çok fazla değişikliğe uğrar ve açıkçası bir takım sıkıntılar ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Bunlardan birisi de kaşıntı problemidir. Eğer kaşıntı gerek sizin gerek de bebeğinizin sağlık koşullarını etkileyecek derece de dayanılmayacak belirtilere sahipse, doktorunuza danışmanız oldukça önemlidir.

Hamilelikte Kaşıntı Neden Olur?

Gebelikte ciltte kaşıntı özellikle karın ve göğüs bölgelerinde sıkça görülür. Nedenleri şunlardır: Hem göğüs hem de göbek boyutunda değişim olması ya da cildin nemden mahrum kalması kaşıntıya sebep olabilir. Gebe kadınların vücutlarında artan östrojen hormonunun bir yan etkisi olarak avuç içi, ayak tabanı ve diğer bazı yerlerde kaşıntı meydana gelebilir. Egzama gibi 1 cilt rahatsızlığı olan kadınlar da, hamilelikte dayanılmaz bir kaşıntı problemi ile karşı karşıya kalırlarsa hemen doktorla görüşmelerini tavsiye ediyoruz.

Doktora Gitmeli Miyim?

Gebelikte ciltte kaşıntı olmasının arkasında olan nedenleri tam olarak anlayabilmek zordur. Eğer kaşıntının yanında koyu renkte idrar, iştahsızlık, bağırsak hareketlerinde düzensizlik ve yorgunluk gibi belirtiler de varsa, bunlar sağlık sorunlarını işaret edebilir. Bu durumda tıbbi yardım almanız oldukça önemlidir.

Kaşıntı İçin Tedavi Yöntemleri

Kaşıntı olan yeri kaşırken cildinizi tahriş etmemeye ve çizmemeye dikkat edin. Tırnaklarınızda bulunan enfeksiyon cildinize de bulaşabilir. Kaşınan bölgeyi yatıştırabilmek için pamuk yardımıyla kaşıyabilir veya doktorunuzdan öneri isteyebilirsiniz. E vitamini yağı kullanabilirsiniz. Şifa verici özellikte olduğu bilinmekte. Özellikle de cilt için çok fazla faydası bulunmaktadır. Kaşıntı olan bölgeye sürmeniz durumunda cildinizin kuruluğunu giderir ve kaşıntıyı azaltır. Ve yine kaşıntılarınız için nemlendirici kullanın. Ciltte olan kuruluk da kaşıntı yapabilir. Bu bölgelere nemlendirici krem sürerek nem dengesi sağlayabilirsiniz. Fakat koruyucu içermeyen bir nemlendirici kullanmalısınız. Bol giysiler giymelisiniz. Cildinizin rahatça nefes almasını sağlayan pamuklu hamile kıyafetleri almaya özen göstermelisiniz. Parfümlü ürünlerden kaçınmalısınız. İçeriğinde parfüm olan kozmetik ürünler cildinizi tahriş eder ve kaşıntıya sebep olabilir. Hamilelikte kimyasal bazlı güzellik ürünlerinin kullanılması pek fazla tavsiye edilmemektedir. Şiddetli kaşıntı ve beraberinde deri döküntüsü ya da deri enfeksiyonu meydana gelirse, dermatolog muayenesinden geçmenizi tavsiye ederiz.

Adım Adım Hamilelik

Karpal Tünel Sendromu Nedir?

Karpal Tünel Sendromu

Karpal tünel sendromu hamilelik döneminde vücudun fazladan su tutması sonucu görülebilen bir rahatsızlık türüdür. El ve ayaklarda uyuşma ve şişlik, bileklerde ağrı ve güç kaybı gibi rahatsızlıklara sebep olan karpal tünel sendromu (KTS), karpal tünel adı verilen kanaldan geçen sinir ve kas bağlarının sıkışması ile meydana gelir. 

Karpal Tünel Sendromu Belirtileri

  • Başparmakta gelişen uyuşukluk hissi
  • Bilekten kola doğru uzanan ani ve keskin ağrı
  • El kaslarında zayıflama
  • Elin ilk üç parmağında görülen karıncalanma
  • Çok şiddetli bilek ağrıları
  • Koldan omuz bölgesine kadar uzanan ağrı ve karıncalanma
  • Eşyaları sık sık elden düşürme
  • Baş parmakta güç kaybı

Karpal Tünel Sendromu Tanısı ve Tedavisi

Özellikle kitap okurken, araba kullanırken ya da telefonla konuşurken ortaya çıkan bu sendrom çoğunlukla günlük aktiviteleri engelleyecek boyutta olur ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Karpal tünel sendromuna kesin bir tanı koyabilmek için anne adayına fizik muayene ve sinir iletim testleri yapılması gerekir. Tanı için Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Uzmanına ya da bir Fizik tedavi uzmanına görünmek yeterlidir. Kesin tanı konduktan sonra farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir. El, bilek ve parmakların doğal hareketini önlemek ve ağrıyı kontrol altına almak amacı ile bandaj şeklinde bir bileklik takılabilir. İstirahat bileklikleri adı verilen bu tedavi yöntemi el ve bileğin ağrısının azalmasında son derece etkilidir. 

Bandajın yeterli olmadığı durumlarda hastaya küçük dozda kortizon ya da lokal anestezik enjeksiyon uygulanabilir. Eğer ağrı geçmiyorsa cerrahi yönteme başvurulabileceği gibi hastaya steroid olmayan antienflamatuar ve ağrı kesiciler de uygulanabilir. Ancak hamilelik döneminde bu tip ilaçlar anne üzerinde olumsuz etki yaratabileceği için doktor kontrolünde uygulanması şarttır. 

Hamilelikte Karpal Tünel Sendromunu Engellemek için Öneriler

Hamilelik döneminde oluşabilecek karpal tünel sendromunu önlemek için tuz tüketimini kısıtlayarak vücuttaki su tutumunu önleyebilirsiniz. El ve bilek egzersizleri yapmak bu bölgelerdeki kas gelişimini artırarak ağrı oluşumunu önleyeceği için düzenli olarak oturduğunuz yerden egzersiz yapabilirsiniz. Ayrıca uzun süre tekrarlayıcı hareketler yapmamak, sık sık el bileğini dinlendirmek de hamilelikte karpal tünel sendromuna yakalanmanızı önleyen öneriler arasındadır. 

Adım Adım Hamilelik

Hamileliğin Belirtileri Nelerdir?

hamilelik belirtileri

Hamilelik kadınlar için oldukça özel bir dönem. Hamileliğin başladığı andan itibaren anne adayının hem vücudunda hem de ruhsal durumunda bazı değişiklikler gözlenir. Hormonal değişiklikler, rahmin büyümeye başlaması, beslenme biçiminde yaşanan değişiklikler gibi birçok faktör yaşamınıza ve vücudunuza yön verir. Hamile olduğunuzu adet zamanınızın geçmesinin üzerinden vücudunuzda meydana gelen değişimlerden anlayabilirsiniz. Hamilelik belirtileri adı verilen bu değişimlerden bazılarını sizler için derledik. 

Hamilelik Belirtileri

1 . Adet Gecikmesi 

Hamileliğin ilk ve en önemli belirtilerinden biri adet gecikmesidir. Adet gecikmesi özellikle düzenli adet olan kadınlar için en baskın belirtilerden biridir ancak yine de her adet gecikmesi hamilelik ile bağdaştırılmamalıdır. Adetinizin geciktiğini fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir gebelik testi alarak hamile olup olmadığınızı kontrol edebilirsiniz. 

2 . Göğüs Uçlarında Hassasiyet 

Hormon seviyelerinde yaşanan değişimler göğüslerinizde ve göğüs uçlarınızda hafif bir acı ve şişkinliğe sebep olur. Ayrıca göğüslerde dolgunluk, hassasiyet ve sızlama gözlenir. Bu durum östrojen, prolaktin ve progesteron hormonlarının salgılanmasından kaynaklanır. Belirti döllenmeden birkaç gün sonra başlayacağı gibi gebeliğin ilerleyen zamanlarında da meydana gelebilir. 

3 . Hafif Kanama

Hafif bir lekelenme ve akıntı şeklinde meydana gelen bu belirti adet kanamasından farklıdır. Embriyonun rahme yerleşmesinden kaynaklanan bu hafif kanama döllenmeden 5-10 gün sonra meydana gelir. Adet kanamanızdan farklı bir zamanda ve şekilde meydana gelen bu tip bir kanamada hamilelik başlangıcından şüphelenebilirsiniz. 

4 . Koku Hassasiyeti ve Bulantı

Birbirlerini tetikleyen bu iki belirti hamileliğin en yaygın belirtileri arasındadır. Önceden rahatsız olunmayan sigara, parfüm, yemek kokuları gibi kokular bir anda rahatsız edici gelmeye ve akabinde mide bulandırmaya başlar. Bu rahatsızlık öğürme refleksini harekete geçirir bulantılara sebep olur. Özellikle sabahları yaşanan bu bulantılar hamileliğin ilk üç ayı boyunca sürebilir. 

Hamileliğin belirtileri arasında ayrıca;

  • Sık idrara çıkmak
  • Halsizlik
  • Karında büyüme
  • Kasık ağrıları
  • Baş ağrısı
  • Kabızlık
  • Mide ve sindirim problemleri bulunur. 

Vücutta ilk haftadan itibaren başlayabilen gebelik belirtilerinden bir ya da birkaçını fark ettiğinizde evde kendiniz hamilelik testi (idrar testi) yapabileceğiniz gibi en yakın hastaneye giderek kan testi ile hamileliğin oluşup oluşmadığı öğrenebilirsiniz. 

Adım Adım Hamilelik

Tüp Bebek Tedavisi Kaç Yaşına Kadar Uygulanabilir?

tup-bebek-tedavisi

Bazı sağlık problemlerinden dolayı sağlıklı gebelik yaşayamayan çiftlerde uygulanan tüp bebek tedavisi gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Labaratuvar ortamında gerçekleştirilen döllenme ve oluşan embriyonun anne rahmine tutunup gelişme sürecini kapsayan tüp bebek tedavisi zorlu bir süreçtir. Tüp bebek tedavisinde yumurta ve spermin hem sağlıklı hem de aktif olması gerekiyor. Sağlıksız yumurta kapasitesine sahipseniz ile tüp bebek tedaviniz olumsuz sonuçlanabilir. Yumurta kalitesini en çok etkileyen faktörlerden biri de yaştır. Bu yüzden tüp bebek tedavisi kaç yaşına kadar uygulanabilir? Sorusuna açıklık getirmek gerekir.

Tüp Bebek Tedavisinde Yaşın Önemi

Gelişen tıbbi çalışmalar ve modern teknoloji, tüp bebek tedavi sürecini de olumlu etkilemektedir. Gittikçe iyileştirilen şartlar sayesinde birçok evli çift anne baba olabilmektedir. Normal yollarla hamile kalamayan kadınlar için 45 yaşına kadar tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Tabii ki yaşın ilerlemesi yumurta kalitesini ve sağlığını olumsuz etkilemektedir. Fakat tıbbi çalışmalarda kullanılan ileri teknoloji sayesinde, kaliteli ve sağlıklı yumurta seçebilmek mümkün.

Tüp Bebek Tedavisine Başlama

Adetin üçüncü günü yapılan tahlil ve tetkiklerle yumurta kalitesi ve hormon düzeyi tespit edilir. Eğer doktorunuz sağlıklı yumurtlama sistemine sahip olduğunuz teşhisini koyarsa tüp bebek tedavisine başlayabilirsiniz. Adet bitiminden sonra bir sonraki menstrüasyon dönemi için yumurtaların daha sağlıklı olması için çeşitli tedaviler uygulanır. Böylece yumurtaların iyice olgunlaşması sağlanır. Sonra da tüp bebek tedavisinin ileri aşamalarına geçilir.

Tüp Bebek Tedavi Aşamaları

Tüp bebek tedavisi için çiftlerin uzun bir süre normal yollardan çocuk sahibi olamamaları gerekiyor. Eğer hiç bir sağlık probleminiz olmadığı halde çocuk sahibi olamıyorsanız tüp bebek yöntemine başvurabilirsiniz. Aşama aşama uygulanan tedavi oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Çift olarak gittiğiniz doktor kontrolünde bir takım tahlil ve tetkikler yapılacaktır. Bu incelemeler sonucunda belirlenen tedavi yöntemi aşama aşama sürdürülecektir.

1. Aşamada yumurtalar olgunlaştırılır.

2. Aşamada olgunlaşan sağlıklı yumurtalar toplanır.

3. Aşama döllenme gerçekleştirilir.

4. Aşama da embriyonun gelişimi izlenir

5. Aşama son aşamadır ve embriyo anne rahmine transfer edilir.